GELENEK ve GÖRENEKLER

 

Köyde Türk örf ve adetleri yaşatılmaktadır. Köyde milli ve dini bayramlar coşku ile kutlanır. Köyün kendine has bir adedi

olmayıp bütün İç Anadolu Bölgesinde görülen örf ve adetler burada da görülür.

DİNİ BAYRAMLAR

Ramazan ve Kurban bayramı hazırlıkları bir gün önceden ikinde namazından sonra başlar.Herkes

bayram günü için yemekler pişirirler, evinin temizliğini tamamlar. Kabristana giderek ölmüşlerinin ruhunaYasin-i Şerifler

okunur. Bayram sabahı çocuklar erkenden giyinerek bayram harçlıklarını almak için koşuştururlar. Bayram namazını

kılan köylüler caminin dışında en yaşlı olandan başlanarak sıraya geçilir ve topluca bayramlaşma yapılır. Bayramlaşma

sırasında dargınların barıştırılmasına gayret gösterilir. Bayramlaşmadan sonra küçük gruplar halinde evlere kahvaltı

yapmaya giderler. Hava güzel olursa kahvaltılar dışarıda yada köy odasında topluca yapılır. Kahvaltıdan sonra ev halkı

toplu olarak akrabalara ziyarete gittiği gibi, üç dört arkadaş bir araya gelerek bayram ziyaretlerine giderler. Ziyarete

gelenlere ev sahipleri tatlı ve yemek ikram ederler. Çocuklara ise şeker ve para verilir. Bayramın ikinci ve üçüncü

günleri çevre köylere bayramlaşmaya gidilir. Ayrıca Kurban Bayramında kurbanlar kesilir ve etleri kurban

kesemeyenlere dini esaslara uygun dağıtılır. Bu durum islam dinindeki dayanışmanın, yardımlaşmanın en güzel

örneğidir.

SÖZ VE NİŞAN

Köyümüzde 1970'li yıllara kadar görücü usulü ile

evlilikler yapılmakta iken günümüzde karşılıklı sevgi

saygı ve hoşgörüye dayalı evlilikler yapılmaktadır.

Ailede erkek evlenme çağına geldiği zaman annesi

ve babası tarafından uygun bir kız beğenilir. Daha

sonra durum kız tarafına yakın akrabaları aracılığı ile

iletilir. Eğer kız tarafı uygun görürse erkek evi

tarafından uygun bir gün belirlenir. O gün geldiğinde

erkek tarafı aile büyükleri hep beraber toplanarak


kız istemeye giderler. Kız tarafı ile anlaştıktan sonra söz ve nişan yüzüğü takılır. Belirli bir nişan zamanı geçtikten sonra

aileler bir araya gelerek düğün günü kararlaştırılır.

DÜĞÜN

Köyümüzde düğünler genelde 4 gün sürmektedir. Genel olarak cuma günü başlar ve pazartesi günü sona

erer, 1. gün komşu gecesi, 2.gün kına gecesi, 3.gün gelin alma, 4.gün duvak olarak isimlendirilir.

Düğünün birinci günü ( Komşu Günü ) ikindi

namazını müteakip davul zurna eşliğinde damat

evinin önünde düğün başlar ve ikindi fasılı yapılır.

Aynı gün akşam yatsı namazından sonrada Yatsı

Fasılı yapılarak tüm köy halkına ve komşulara

düğünün başladığı duyurulur. Böylece birinci gün

tamamlanır.

Düğünün ikinci günü ( Kına Gecesi Günü ) sabah

saat 10:00 civarında davul, zurna eşliğinde

komşuların katılımı ile damadın evinden gelin evine yük ( yatak, yorgan, halı, çeyiz sandığı v.b. ) götürülür. Eş zamanlı

olarak erkek ve kız evinin önündeki meydana çeyizler asılır. Böylece daha önce bin bir emek ile yapılan çeyizler

gösterime sunulur. Çeyizler gün boyu gezilip görülebilir. Akşama doğru tekrar toplanır. Öğle namazından sonra

davul,zurna tekrar fasıl yapar, müteakiben ikindi vaktinden sonra davul,zurna ile birlikte gelin evinden Damat

Sandalyesi alınır ve damat evine gidilir. Damat olan kişi, evinden alınarak Damat Tıraşı yapılır. Tıraş esnasında damadın

arkadaşları da tıraş olabilir. Bilahare akşam yatsı namazından sonra davul,zurna eşliğinde köy halkı ile birlikte gelin

evinden " Maşalama " ( Ateşli Sopa ) ile kına alınarak damat evine gelinir. Oradan damat alınarak köy meydanına

getirilir. İmam Efendinin duaları ile birlikte damadın eline kına yakılır. Eş zamanlı olarak damat evinden giden kına ile de

gelinin eline kadınlar tarafından kına yakılır. Kınalamadan sonra davul,zurna eşliğinde "SİN SİN" oynanır. Sin sin köy

meydanına yakılan ateşin etrafında köy halkı tarafından oluşturulan çember içinde tek başına erkekler tarafından

davul,zurna müziğinin eşliğinde ritmik olarak oynanır. Sin sin oyun alanında bulunan her erkeğe meydan okumaktır.

Daha güçlü olan meydan okuyanı kovalayarak onun yerinde ateşin etrafında bir başkasına meydan okur ve böylece

gece yarısına kadar kovalamaca şeklinde oynanmaya devam edilir. Sin sin oyununun bitmesi ile birlikte saz eşliğinde

Ankara oyunları oynanır. Bütün bu oyunları bayanlar sadece izler. 1970'li yıllara kadar gece yarısından sonra sazlı

oyunlar erkekler tarafından köy odasında, kadınlar ise tef ya da kasetçalar eşliğinde kız evinde oyun oynamayı

sürdürürlerdi.

Düğünün üçüncü günü ( Gelin alma günü ) sabah saat 10:00 civarında davul, zurna eşliğinde damat evinden alınır ve

köy meydanına getirilir. Köy halkının huzurunda damat imam efendi tarafından giydirilir. Tepside bulunan madaf ( fıstık,

leblebi, şeker v.b. ) çocuklara dağıtılır. Daha sonra sabah fasılı bitirilir. Öğle fasılını müteakip ikindi fasılı ile birlikte

damat evinde toplanan halk ile birlikte kız evine gelin almaya gidilir. Bu arada gelin giydirilmiş her türlü hazırlıklar

tamamlanmıştır. Dualar yapılır, geline ait eşyalar ( çeyiz sandığı v.b. ) delikanlılar tarafından damat evine götürülmek

üzere alınır. Gelini evinden almak için eve girildiğinde gelinin bulunduğu odanın kapısı kapatılır. Burada damadın babası

veya çok yakını bahşiş vererek kapıyı açtırır ve damat tarafından gelin odasından alınarak gelin arabasına bindirilerek

damadın evine getirilir. Burada gelin ve damadın üzerine buğday, şeker, fıstık, bozuk para karışımı damadın yakınları

tarafından saçılır. Bunun saçılma nedeni gelinin bolluk ve bereket getirmesi dileğidir. Gelin damat evine girdikten sonra,

damat evden ayrılır. Damat yatsı namazını cemaatle kılınmasından sonra tekbir sesleri ile damat evine getirilerek

üçüncü gün tamamlanır.

Düğünün dördüncü günü Duvak günüdür. Damat ve gelin sabahtan kalkarak anne, baba ve aile büyüklerinin ellerini

öperler. Daha sonra öğleye doğru bayanlar kendi aralarında eğlence düzenlerler ve düğün tamamlanır.

TOPLANTILAR

Toplantılar genellikle köyün sorunlarını çözmek için yapılır. Toplantıların nasıl ve ne zaman yapılacağı köy

muhtarı ve ihtiyar heyeti tarafından belirlenir. Toplantılar genellikle köy kahvesinde ya da köy odasında yapılır. Toplantı

günü gelince köy muhtarı tarafından gündem belirlenir. Köylüler toplanıncaya kadar köyün genel sorunlarından

bahsedilir. Köylülerin tamamı geldikten sonra asıl gündemdeki konuya geçilir. Muhtar ve ihtiyar heyeti tarafından

sorunların nasıl çözüleceği kısaca izah edilir.Genellikle sorunlar imece ve bağış kampanyaları düzenlenerek çözülür.

DOĞUM-ÖLÜM

Doğum : Yurdumuzun her yerinde olduğu gibi evlenen çiftlerin en büyük arzusu çocuk sahibi olmaktır.Doğum

esnasında genelde doktor, ebe hemşirelerden yararlanılmaktadır. Yeni doğan Bebeğin göbek kordonu kesilerek evin

bir yerinde kurutulur. Göbek kordonunun dışarı atılması halinde çocuğun gezmeyi çok seveceği eve bağlı olmayacağı

inancı da vardır. Yeni doğacak bebeğin beşiği ve yatak takımının kızın annesi tarafından hazırlanması ve doğum anında

damadın evine getirmesi genel bir adettir. Yeni doğan bebeği görmek üzere komşu ve akrabalar ziyaret ederler.

Gidenler durumlarına göre mutlaka bebeğe hediye götürürler. Yeni doğan bebekler ve anneleri kırk gün akşamları

evden dışarı çıkmamalarının iyi olacağına yorumlanır.

Ölüm : Ağır hasta olan kişinin konuşmaması, dilinin tutulması, gözünün ferinin kaçmasından, renginin sararmasından

ölümünün yakın olduğu kanaatine varılır. Komşuları ve akrabaları yanlarından ayrılmazlar. Kur'an okumayı bilenler

gittiklerinde mutlaka Yasin-i Şerif okurlar. Ölüm anında hastanın başında okuyan kimselerin ve hocaların bulunması,

mümkünse Kelime-i Şahadet getirtilmesine çok önem verilir. Ölüm anında çok ıstırap çekmesi günahlarını dünyada

affettiriyor, öbür dünyaya günahsız gidecek gibi bir düşünce tarzı da vardır. Ölen kişinin üzeri çıkarılır. Ayakları ve

çenesi bağlanır. Üzerine bir örtü örtülür. Cenazeyi duyurmak için köydeki camiden sela verilir.Cenaze o işin ehli kişiler

tarafından yıkanır.Cenaze namazı kılındıktan sonra Kur'an okunarak cenaze gömülür.Aynı gün ölen kişinin akrabaları

tarafından köy halkına yemek verilir. Cenazeden sonraki günlerde taziye dilemek üzere cenaze evine gidilir. Cenaze

evinde belirli bir süre televizyon ve radyo dinlenmez, herhangi bir eğlenceye iştirak edilmez.

ATASÖZLERİ

Kimin tarafından söylendiği belli olmayan fakat anlamı geniş, öğüt verici ve aynı zamanda düşündürücü özellikler

taşıyan kalıplaşmış özlü sözlerdir. Köyümüzde yaygın olarak kullanılanlardan bazıları şunlardır ;

Aç köpek fırın duvarı yıkar.

Ağlayanın malı gülene hayır etmez.

Atadan olur evlat, tekeden olur oğlak.

Atasını tanımayan, it peşinde gezer.

Atı alan, Üsküdar’ı geçti.

Atın ölümü, arpadan olsun.

Ayağının ermediği suya dalma.

Babası oğluna bağı bağışlamış, oğlu babasına bir cingil (Salkımın küçüğü) üzüm vermemiş.

Besle kargayı oysun gözünü.

Dereyi görmeden paçayı sıvama.

Dinsizin hakkından, imansız gelir.

Ekmek elden, su gölden.

El eltimle, Eltim benimle uğraşır.

El, elin eşeğini türkü çığırarak arar.

Erken kalkan yol alır, er evlenen döl alır.

Geçti Bor’un pazarı, sür eşeğini Niğde’ye.

Görünen köy kılavuz istemez.

Hastaya karpuz sorulmaz.

Hocanın dediğini yap, ardından gitme.

İt ite, it kuyruğuna buyurur.

İt ürür, Kervan yürür.

İtin ayağını taştan esirgeme.

Kelin ilacı olsa, kendi başına sürer.

Kenarına bak bezini, anasına bak kızını al.

Keskin sirke, küpüne zarar.

Kızını dövmeyen, dizini döver.

Kurt kocayınca köpeğin maskarası olur.

Öküz öldü, ortaklık bozuldu.

Sen Tilki isen, ben kuyruğuyum.

Su uyur, düşman uyumaz.

Sütten ağzı yanan, yoğurdu üfleyerek yer.

Tavşan dağa küsmüş, dağın haberi yok.

Tekin durana tekne kadar yer verilir.

Üzüm, üzüme baka, baka kararır.

Yere bakan, yürek yakan.

Yumuşak atın tepmesi sert olur.

HALK DEYİMLERİ

Aba altından sopa gösterme.

Allah bir yastıkta kocatsın.

Allah ıslah etsin.

Allah mekanını cennet etsin.

Allah tuttuğunu altın etsin.

Attığın taş, ürküttüğün kurbağaya değsin.

Avu yutmuş balık gibi durmak.

Beğer tahtası gibi yatmak.

Bir elin yağda bir elin balda olsun.

Bir kıymık vermem.

Buzağı yalamış gibi saç taramak.

Ciğeri yanmak.

Çam yarması gibi durmak.

Daşın doruğunda durmak.

Dut yemiş bülbül gibi olmak.

Duvakla gir, kefenle çık.

El öpenin çok olsun.

Galdır galdır koşmak.

Gözünün ateşini çıkarmak.

Havanda su dövmek.

Her kuşun eti yenmez.

İtin hayrı yok, gönderenin hatırı var.

Kafasının tası atmak.

Karın tokluğuna çalışmak.

Karnı zil çalmak.

Kestaneyi çizdirmek.

Kıymık kadar aklımda yok.

Kilise direği gibi.

Kiriş gibi olmak.

Kirli çıkı gibi olmak.

Kulağına kar suyu kaçmak.

Kuyruğu tava sapı gibi olmak.

Öküz öküz bakmak.

Ölmüşlerin ruhuna değsin.

Pötlek gözlü olmak.

Samut gibi durmak.

Su verenlerin çok olsun.

Tencere yuvarlanmış kapağını bulmuş.

Yiğidin sırtı yere gelmez.

Yorgunu yokuşa sürmek.

Zekat keçisi gibi olmak.

Ziravut gibi olmak.

Tığ gibi olmak

Bayramlık ağzımı açtırma.

Faka basmak.

Köstebek fakı gibi kurulmak.

BATIL INANÇLAR

Her yörede olduğu gibi Akbaş köyündede bidat veya batıl inanç denilen bir takım inançlar vardır. Tabi

bu tür inançların dini yada ilmi hiç bir açıklaması yoktur. Aynı ve benzer inançlara başka yörelerde de rastlamak

mümkündür. Bunlardan bazıları ;

Sağ avuç içinin kaşınması bir yerden para geleceğine, sol avuç içinin kaşınmasının ise para çıkacağına delalettir.

Çocukların üzerinden atlanırsa fazla büyümez.

Kulak çınlaması, kişinin başka bir tarafta isminin anılmasına işaret eder.

Sağ gözün seyirmesi iyilik, sol gözün seyirmesi kötülüğe işarettir.

Yürüyebilen çocuk emeklerse ( apalarsa ) eve misafir gelecek demektir.

Sofrada elinde bir parça ekmek varken ikinci bir parçası bilmeden alırsan eve aç misafir geleceğine işarettir.

 

© Akbaş 2004
alpertunga85@mynet.com